« Önceki |

18/11/2009

blogcu...

tam böyle kahvemi alıp kurulmuşken bilgisayar başına bir baktım yepisyeni bir sayfa... yepisyeni özellikler blogcuda...

 

düşünüp taşınıp biraz da kaşındıktan sonra

 

- uyuz mu oldun ?

- hee uyuz oldum... allaam rabbim yaa... merak etme yeni sayfada yeni içses bulcam ben, görürsün...

- hee görürüm görürüm...

 

şöyle bi bakım neyim yapayım dedim buralara...

 

güzel bi sayfa olsa güzel bi şarkı çalsa ...

 

bakalım bakalım...

 

içses; sen alet edavat bul, ben de bakım neyim yapayım

 

e yazı sen de bit...


 

8/11/2009

proje, vize, kahve...

biri gelip beni şu (sağ tarafı gösteren işaret sıfatı) masaya oturtmalı...
tabi önce bu (önü gösteren işaret sıfatı) oturduğumdan kaldırmalı...
sınav(lar) var kimin umrunda...
değil tabi ki benim umrumda ama daha içelim hey daha içelim...

"- sütlü mü sade mi ???
  - sanırım sade içicem, uyanık kalaraktan şu projeyi bitirmeliyim... malumunuz kendileri yüzey merkezliyi beklemekteler...
  - e ders ???
  - onu da çalışıcam...
  - peki o zaman ben yatıyorum iyi geceler..."

dedi ve yattı... saat 3e yaklaşırken... bu aralar hep öyle oluyor... saat 3e yaklaşırken kahve getirip uyuyor... ben de yaticam dediğim anda başıma dikilip olmaz çalışmalısın okulun projen hayatın diye başlıyor... sanırım bu başlamalar ilerlerken bi yerde kanıp uykusuz kalmaya devam ediyorum... tamam bundan sonra akıllanıp kanmayayım o kısımda...

- kim uyuyor pardon ???
- :):):) o...
- o kim ???
- ayh be... birisi işte napıcan...
- sana mı taşındı o birileri ???
- yok arada bende...
- hııı bilelim de...
- bil bil aman eksik kalma da bil...

haftasonu ne işi severim ne de sınavı... zaten pazar gününe sınav sıkıştıran zihniyeti de hiç anlamam anlamak da istemem... hayır sanki başka gün yok gibi... biri bitti kaldı 7si... bir de bunların finalleri... offf kabus gibi...




bir de şu atomları parlattık ve atomların arasında boşluk bıraktık ya sankim ilerde onlar bize elektrik su ve yol olaraktan geri döncek gibi proje sorumlusu sayın hocam...

demedi deme...

yazı bit... ben de gidim ders çalişim...

29/7/2009

tembel deli...

mayıs bitmiş, haziran bitmiş, üstüne temmuz biter gibi olmuş da uğramamışız buralara... bir yaşgününde fotoğraf çekmeye karar verdiğimizi bildirmişiz ama sadece bildirmekle kalmışız, hala ve hala bir fotoğraf makinası edinememişiz... eğer insan hep bilgisayar başındayken günlüğüne uğrayamıyorsa ya kesin üşengeçtir ya da günlük tutma işini beceremiyordur... ama ben hep diyorum, benimkisi günlük değil sadece karalamalar e karalamaları da delirmenin en had safhasında yapıyorsam demek ki geçen süre zarfında pek delirmemişim :) ya da doğuştan bünyede bulunan deliliğin dozajı hiç artmamış :) işte öyle günce... anlattıklarımın dediklerimin hepsinin gerçekleştiği şu iki aylık sürede pek fazla bişi değişmedi...

- emin misin ???
- amanın, sen yaşıyor musun ???
- elbette ...
- :) güzel o zaman... hmmm emin değilim... yazmalı mıyım ???
- tabi ki ...
- peki :)

evet değişen bir şey oldu...
AŞK yine yeniden kapımızı çaldı ve yine yeniden bir maceraya doğru sürüklenmeye başladık... maceranın 1 buçuk ayını yavaş yavaş doldururken; ekmeği, şarabı sevdiğini öğrendik geçenlerde... mazlum çimen 'i de biliyor tabi ki... hmmm ya galiba şey bu sefer olur gibi gibi... güzel işte...

uzun zaman sonra şimdilik bu kadar... hufs, o kadar çok şey var ki yazılıp anlatılacak ama ben biraz yorgunum, yok epey yorgunum o yüzden sonraya atıyoruz... :) görüşmek üzere günce...

yazı bit...

27/5/2009

fotoğraf

deli;
doğum gününde karar verdi, fotoğraf çekecek...
kardiş' i de bir fotoğraf stüdyosunda işe başlamışken ve bir çok fotoğraf sanatçısı 'yla bire bir tanışmışken karar verdi... 
becerebileceğinden emin olmasa bile en kısa zamanda kendi gözünden kareleri ölümsüzleştirecek...
işin özeti sadece umuyor, umuyor, umuyor...

8/4/2009

nisan karı

ya bu "nisan yağmuru" değil miydi?
ne zaman döndü de kar oldu?
allahım allahım, mart sonu nisan başı çok güzel olunca havalar, naftalinleyip, (annemin emri ile tabi ki) dolaba kaldırdığım kışlıklarım geliyor aklıma ve çıldırıyorum...
ya naftalinli naftalinli de giyemicez onları...
tek çare dua edip havaların ısınması...
ben az dua edeyim gelirim sonra...

yazı bit...